İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

“Bir Ülkenin Milli Kütüphanesi O Ülkenin Varlığının Önemli Bir Sembolüdür”

İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nin dijital platformlarda düzenlediği Darülfünûn Dersleri’nin on birincisi 12 Mayıs 2020 tarihinde gerçekleşti.

Türkiye’de Millî Kütüphane Hizmetleri başlığı altında İÜ Edebiyat Fakültesi Bilgi Yönetimi ve Teknolojisi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ümit Konya, Milli Kütüphane tarihi, Türkiye’de Milli Kütüphanenin kuruluş sürecinde kütüphanelerin genel görünüşü ve Milli Kütüphane kuruluş çalışmaları hakkında bilgiler aktardı.

Sözlerine öncelikle Milli Kütüphane konusunu tercih etme nedenine değinerek başlayan Prof. Dr. Konya, “Milli kütüphane son dönemde son derece güncel bir konu haline geldi. Çünkü Milli Kütüphane yasası 2018 yılında yürürlükten kaldırıldı. Bu nedenle de milli kütüphanemiz yasal statü anlamında bir farklı bir yapıya geçti. Bu bağlamda Milli Kütüphanenin aslında ne kadar önemli olduğunu ve bir ülke için Milli Kütüphanenin değerini tartışmak üzerine böyle bir ortam hazırlandığı için hem üniversitemize, dekanlığımıza hem de teknik destek verenlere ve katılımcılara teşekkür ediyorum” dedi. 

“Kütüphanecilik ve Arşivcilik Günümüzde Oldukça Değer Kazanan Bir Bölüm Haline Dönüştü”

Kütüphaneciliğin genel anlamda Türkiye’de ne durumda olduğu hakkında bilgiler aktaran Prof. Dr. Konya, “Türkiye’de ilk kütüphanecilik bölümü 1954-1955 yılında Ankara Üniversitesi’nde kurulmuştur. 1963- 1964’te İstanbul Üniversitesi’nde, ardından Hacettepe, Marmara ve Kastamonu Üniversitesi’nde kurulan kütüphanecilik bölümü, bugün 10’a yakın üniversitemizde bulunmaktadır. Kütüphanecilik ve arşivcilik, günümüzde oldukça değer kazanan bir bölüm haline dönüştü. Çünkü biz bilgiyle, bilgi yönetimiyle uğraşıyoruz ve bilginin olduğu her yerde bizler her aşamada varız. Bu nedenle bölümümüz ülkemizde çok değer kazandı” ifadelerini kullandı. 

Kütüphanecilik bölümlerinden mezun olanların nerelerde çalıştığı hakkında bilgiler veren Prof. Dr. Konya, “Şu anda 200’ün üzerinde üniversiteden bahsediyoruz. Her birinde bir merkez kütüphane ve bunun yanı sıra fakülte kitaplıkları var. Buralarda bizim mezunlarımız çalışıyor. Sürekli ülkemizdeki üniversite sayısı artmakta ve bu nedenle bölüm mezununa olan gereksinim de artmaktadır. Kütüphanecilik mesleğinde kitabı, okumayı ve bilgiyle uğraşmayı seviyorsanız son derece güzel bir yaşam sürme şansınız var” dedi. 

“Günümüzde Dijitalleşme Konusunda Milli Kütüphanelere Çok Büyük Bir Görev Düşüyor”

Milli Kütüphanenin tarihi hakkında bilgilendirmeler yapan Prof. Dr. Konya, günümüzde elektronik kütüphane ve özellikle dijitalleşme konusunda Milli Kütüphanelerin üzerine çok büyük görevler düştüğünü belirterek şu şekilde konuşu: “Dijital kütüphane kurarken mutlaka bu işin eğitimini almış insanlarla çalışmak lazım. Günümüzde 2020 yılında mezun olan bir öğrencinin gelecek yıl ne tür bir bilgi teknolojisiyle karşılaşacağı belli değil. Dolayısıyla sürekli kendisini yenilemesi lazım. Dijital kütüphanelerin en önemli araçlarından biri olan elektronik veri tabanları konusunda kendisini geliştirmesi lazım. Ek olarak var olan materyalin elektronik ortama aktarılması konusunda gereken bilgi birikimini elde etmesi gerekmektedir. Milli Kütüphanenin en önemli görevlerinden birinin tüm dünyadaki yayınları da izlemek ve dünya üzerinde kütüphanecilik alanındaki gelişmeleri takip etmek olduğunun altını çizen Prof. Dr. Konya, “Günümüzde artık her şey elektronik ortamda yürütülmeye başladığı için, Milli Kütüphane çalışanlarının da bu ortamda yeterli donanıma sahip olması gerekmektedir” dedi. 

“Bundan 100 Yıl Sonra Türkiye’de Üretilen Her Şeyi Sadece Milli Kütüphanede Bulabileceğiz”

Derleme Yasası hakkında bilgiler veren Prof. Dr. Konya, “Milli kütüphanelerin çok önemli özellikleri var çünkü hepsi Derleme Yasasından yararlanıyor. Derleme yasası, yasa ile bir ülkede yayınlanan yayınların belirli sayıdaki kopyalarının belirli kütüphanelere gönderilmesi anlamına geliyor. Türkiye’de 1934 yılında ilk çıkarılan yasa, kitaplar, süreli yayınlar, takvimler, afişler, pullar ve paralar gibi basılı materyalin yayılmasını içeriyordu. Ancak 90’lardan sonra artık yayıncılık hayatı ve kütüphaneler elektronik ortama dönmeye başladığı için bu yasa yeterli olmadı. Bu nedenle, 2012 yılında yasa değişti ve bu çıkan yasayla sadece Milli Kütüphane Türkiye’de üretilen elektronik tüm yayınları bünyesinde toplamaya başladı. Milli Kütüphanenin ne kadar farklı bir göreve sahip olduğu buradan anlaşılmaktadır. Yani bundan 100 yıl sonra biz Türkiye’de üretilen her şeyi sadece Milli Kütüphanede bulabileceğiz. Milli Kütüphane her türlü elektronik yayını bünyesinde topluyor” dedi.

“Bir Ülkenin Milli Kütüphanesi O Ülkenin Varlığının Önemli Bir Sembolüdür”

Milli kütüphanenin bir ülke için taşıdığı öneme vurgu yapan Prof. Dr. Konya, “Bir ülkenin Milli Kütüphanesi o ülkenin varlığının önemli bir sembolüdür. O ülkenin kültürel, sosyal ve eğitim birikimini ve her türlü yayını Milli Kütüphanede bulabilirsiniz. O yüzden her ülkenin Milli Kütüphanesi olması şarttır” ifadelerini kullandı. 

Program dinleyicilerin sorularının cevaplanmasıyla sona erdi. 

Kaynak: https://www.istanbul.edu.tr/tr/haber/bir-ulkenin-milli-kutuphanesi-o-ulkenin-varliginin-onemli-bir-semboludur-2D0076006800300072007A0078004A002D004F00480039007900700046006200610041004F003200370077003200

İlk yorum yapan siz olun

Bir Cevap Yazın