İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Küresel Piyasaların COVID-19 Sınavı – II

Küresel finans sisteminin COVID-19 salgınından nasıl çıkacağı geniş kitleleri etkileyen bir konu olarak önemini koruyor. 2008 krizinden bugüne yaşananların ışığında salgından sonrasına dair önemli çıkarımlar yapan Prof. Dr. Burak Saltoğlu, salgının finans sisteminde insan odaklı bir dönüşüme yol açması gerektiğini söylerken salgının Avrupa Birliği’nin içindeki önemli sorunları da ortaya çıkarttığını belirtiyor.

İlkini Prof. Dr. Vedat Akgiray’la yaptığımız söyleşi serisinin ikincisinde, finansal risk yönetimi ve finansal ekonometri alanlarında araştırmaları bulunan Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Burak Saltoğlu, COVID-19 salgının küresel piyasaları nasıl etkileyeceğine yönelik önemli değerlendirmelerde bulundu:

“2008 krizinde alınan önlemler yeterli değildi”

Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Burak Saltoğlu ise sağlıkta koordinasyonu sağlayan kurumların politikadan daha az etkilenmeleri gerektiğinin altını çiziyor.

Küresel finans sistemi küresel salgına hazır mıydı? Hazır olmak için geçmişte yapabileceği neler vardı?

2008 krizi sonrası bankacılık otoritelerince alınan önlemler sonrası bankaların sermayeleri güçlendirilmişti. Bankaların tutmaları gereken nakit oranları da artırılmıştı. Bu hazırlıklar bankacılık kesimini belirli bir oranda korusa da gelen şok o kadar yüksekti ki bankalar da bundan oldukça olumsuz etkilendi. Bankacılık dışı diğer finansal kurumlar ise daha da hazırlıksızdı. Ancak, başta turizm, taşımacılık, perakende gibi sektörlerin COVID-19 riskinden neredeyse durma noktasına geldiği bir yerde bankacılık da olumsuz etkiler yaşayacaktır. Özetle, 2008 krizinde alınan önlemler işlerin daha da kötü gitmesini az da olsa sınırlamış olabilir. Ancak, bu kriz ekonomiden değil de biyolojiden geldiği için önlemler yeterli olmaktan çok uzakta.

Bence bu tür 100 yılda bir gelinen krizler için finans ya da reel kesimin katastrof riski sigortası yapması düşünülebilir. Bu tür likit fonların uzunca süre atıl kalması gerekebilir ama bu dönemlerde kullanılabilirdi. İşsizlik sigortası benzeri bir kamu fonu düşünülebilirmiş. Tabii bu fonların siyasilerin ihtiyacı olduğunda farklı amaçlar için kullanılmasını önleyecek bir düzenek kurmak çok kolay değil. Toplumun bundan sonra bu tür konularda çok daha duyarlı bir şekilde davranması gerekecektir. Ayrıca, sağlık konusunda koordinasyon sağlayacak kurumların politikadan çok daha az etkilenerek görevlerini daha iyi yapmaları gerekecektir.

“En iyi sağlık kurumlarına sahip ABD’nin krizi kötü yönetmesi ciddi bir hayal kırıklığı”

Salgından küresel finans sistemi ve devletlerin ayrı ayrı sistemleri şu anda ne yönde etkileniyor ve uzun vadede sizce nasıl etkileri olacak?

Aslında ilginç bir şekilde sistemlerin kurgusu ve felsefesinden bağımsız her ülkeyi etkiliyor. Olumsuz etkiyi güçlü zayıf, demokratik, otoriter tüm rejimler hissediyor. Olumlu anlamda öne çıkan ülkeler Kore, Singapur gibi ülkeler olurken ABD ve AB çok daha olumsuz etkilendi. Dünyanın en çok ARGE yapan ve en iyi sağlık kurumlarına sahip ABD’nin bu sorunu bu denli kötü yönetmesi ciddi bir hayal kırıklığıdır. Mars’ta koloni kurma ya da kişiye özgü ilaç tasarımı kurgulanırken sistem birden maske üretimine döndü. Bizim göremediğimiz bir yerde bir eksiklikler var tüm bu sistemde. Diğer yandan AB’nin kendi içinde çok büyük sorunları olduğu da ortaya çıktı. İspanya ve İtalya’nın sorunlarına ciddi anlamda kayıtsız kalan AB’nin sürdürülebilirliği bir kez daha tartışılacaktır. Bu tür günlerde dayanışma için kurulan bu örgüt bu dönemde kendi üyelerine yeterli desteği vermediği görülmüştür.

2020’de ciddi işsizlik ve yavaşlama kaçınılmaz”

Uzun vadeyi kestirmek şu an için zor zira krizin daha ne kadar devam edeceğini öngörmek mümkün değil. İki senaryoda değerlendirilebiliriz. En iyimseri yaz ortası salgın yayılma hızında bir nebze rahatlama görülmesidir. Bu noktada eğer ikinci tip bir dalga olmazsa benim düşüncem “V” seklinde bir toparlanma yaşanabilir. 2020 yılı dünya ekononomisi 1. ve 2. çeyreğinde çok sert gelir kaybı ve işsizlik artışı olur. Sonrasında toparlanma başlayabilir.  İkinci senaryo “U” şeklinde bir toparlanma ve salgının 6-8 ay etkili oluşu. Bu durumda toparlanma 2021’i bulur ve ekonomilerde çok ciddi sorunlar oluşur. Ancak dünya ekonomisinin ortalama %2’lik daralması bekleniyor. 2020’in 2. ve 3. çeyreğinde ciddi işsizlik ve yavaşlama her durumda kaçınılmaz gibi görünüyor. Sonrasında hastalığın durumuna bağlı olarak toparlanma başlayabilir. Bu iyi senaryoda özellikle Türkiye tekrar büyümeye geçebilir görüşündeyim.

Türkiye ya da diğer gelişmekte olan ülkeler şu anda ve salgın sonrasında daha az etkilenmek için ne gibi finansal politikalar uygulayabilir?

Türkiye ve çoğu ülkede en başta, turizm, perakende, taşıma/ulaştırma, inşaat ve tekstil sektörleri olumsuz etkilenecek sektörlerin başında geliyor. Bu sektörlerde çalışanların işsizlik oranında artış olabilir.  İhracatımızın %50’ye yakınını yaptığımız AB ülkelerinin virüsle mücadelesinin etkisi de bize olumsuz yansımakta. 2020’nin 2. ve 3. çeyreğinde bu olumsuz etkileri göreceğiz. Bu ülkeler bizim gibi döviz sorunu da yaşamaktalar. Bu da verilecek tepkilerin etkinliğini azaltmakta. Örneğin verilen bir kredinin istihdam yaratma yerine dolara yönelmesi de sorunun çözümünü zorlaştırıyor. Aslında tüm ülkeler krizi ciddiye alıp birkaç haftalık zorunlu karantina uygulasa krizin derinleşmesi biraz daha sınırlı olabilirdi. Ancak bu siyasilerin ekonomik kaygıları nedeniyle tercih edilmedi.

“Türkiye ekonomisinin %4 civarı daralması bekleniyor”

Bundan sonra yapılması gereken ilk aşama ekonomik krizin yönetiminde koordineli, gerçekçi ve güvenilir bir program sunulmasıdır. Ülkeler milli gelirlerinin ortalama %3-4’ünü bu krizi yönetmeye ayırmış durumda. Buna hem likidite, kredi hem de doğrudan gelir desteği girmekte. Biz şu an için 100 milyar bir destek ve bazı yan destekler öngördük, muhtemelen daha fazlası gerekecek. Birçok finans alternatifi var. Benim ilk aşamada önerim yüksek getirili kısa vadeli “özel tertip” bir bono tahvil çıkarılması. Bu noktada düşen mevduat faizlerinden daha cazip alternatifler düşünülebilir. Sonrasında daha fazla para basılması gündeme gelebilir, ancak tüm bu fonların nasıl kullanılacağı da çok önemli. Tüm bu süreçte vatandaşın ekonomiye güvenmesi ve FED ile mümkünse teknik bir anlaşmayla kısa vadeli döviz girişinin de sağlanması çok faydalı olacaktır. Bu yaratılan fonların dolara yönelmeini önleyecektir. Bu nedenle tüm hamleler çok tutarlı ve gerçekçi olmalı ve iyi dizayn edilmelidir. Dünya ekonomisinin %2,7 daralacağının beklendiği bir dönemde Türkiye’nin de %4 civarı daralması bekleniyor. Bunun en az sosyal maliyetle atlatılması çok önemli.

Sizce küresel salgın küresel finans sisteminde insan odaklı bir anlayışa yol açacak mı?

Kesinlikle açmalı. Sağlık sistemi başta olmak üzere birçok konu masaya yatırılmalı. Kaynakların çok daha etkin bir şekilde dağıtılması ve servet dağılımın düzelmesinin gereği ciddi anlamda öne çıkmıştır. Gelir düzeyi düşük olan kesim için işsizlik sigortası, sağlık sigortasının miktarı ve kapsamı ciddi oranda geliştirilmesi önemlidir. Bu dönüşüme gerekli kaynak için de vergi sisteminin daha adil olması ve ARGE harcamalarının temel bilimlere ve bu tür sorunların önlenmesine kullanılması düşünülebilir. Örneğin, ABD’nin savunma harcaması yıllık 750 milyar ABD Dolar. ABD’deki en zengin %1’lik kesimin serveti toplumun çok önemli bir kısmının servetine sahip. Bu AB ve diğer ülkelerde de o kadar farklı değil.  Burada önemli gelir dağılımı politiklarına ihtiyaç var. Ancak tüm bu tür değişim talepleri halk tarafından dile getirilmediği ve destek görmediği sürece siyasilerin isteyerek yapacağı dönüşümler değildir. Kriz sonrası yine bir global hafıza kaybı yaşanacağını kestiremiyoruz. 2008 krizinden sonra kapitalizmin büyük dönüşümüne yönelik beklentilerin 12 yılda pek de gerçekleşmediğini düşünerek çok umutlu olmadığımı da belirtmek isterim. Bu sefer daha farklı olacak, çünkü daha derin bir şok yaşıyoruz ama yine de olması gereken değişimin ne kadarının gerçekleşeceği konusunu zaman gösterecek.

Kaynak: https://haberler.boun.edu.tr/tr/haber/kuresel-piyasalarin-covid-19-sinavi-ii

İlk yorum yapan siz olun

Bir Cevap Yazın